Hiper otomasyon nedir

Hiper otomasyon, tüm süreçleri otomatikleştirmeyi hedefleyen bir yaklaşımdır. Yapay zeka araçlarını RPA ile birleştiren hiper otomasyon, iş kullanıcıları tarafından gerçekleştirilen neredeyse her türlü tekrarlayan görevin otomasyonunu sağlar. Bu sürecin 2024 yılına kadar kuruluşların operasyonel maliyetlerini yüzde 30 oranından azaltması bekleniyor. Otomasyona kıyasla tüm süreçleri otomatikleştirmesi beklenen bu yaklaşımın, verimliliği arttırması ve maliyetleri düşürmesi vaat ediliyor. Tüm bunlar kulağa çok hoş gelse de bu sürecin de önünde bazı engeller yer alıyor.

Hiper otomasyon, geleneksel otomasyon süreciyle işleyen işletmelerin büyük bir çoğunluğu şimdilik pek sıcak bakmasa da, kurulum maliyetlerine katlanıldıktan sonraki süreçlerde işletmelere büyük avantajlar sağlayacak bir yaklaşımdır. İlerleyen yıllarda kuruluşların çoğunun bu sisteme geçerek, maliyetleri düşüreceği, verimliği arttıracağını söyleyebiliriz.

Hiper otomasyonun avantajları oldukça fazla olsa da bu sisteme geçiş işletmeler için bir gereklilik olmayabilir. Bu yüzden işletmelerin, hiper otomasyona gerçekten ihtiyacı olup olmadığını iyi analiz etmeleri gerekir. Bir işletmenin hiper otomasyona geçmek istemesinin sebebi; artan talebe ayak uydurabilmek için fabrikanın taban alanının ve çalışanların hızla genişlemesi olmadan üretkenliği artırmak olabilir. Kaynak veya bilgi eksikliği nedeniyle biriken projelere ayak uyduramayan bir işletmede de hiper otomasyon iyi bir kurtarıcı olabilir.

Otomatikleştirilmiş süreçler daha yüksek düzeyde tutarlılığa sahip olduğundan ve insan hatası olasılığını en aza indirdiğinden, mevzuat uyumluluğunun karşılanmasına da yardımcı olur. Ayrıca hiper otomasyon, gecikmeye neden olan eski iş süreçlerini güncellemek için bir yol sağlar.

Hiper Otomasyonun Avantajları ve Önündeki Engeller Nelerdir?

Hiper otomasyonun benimsenmesinin, imalat da dâhil olmak üzere çeşitli endüstrilerde artması bekleniyor. Hiper otomasyon ne demek? Sorusunun yanıtı BT terimleriyle açıklayacak olursak; hiper otomasyon, veri iş akışlarının otomatikleştirilmesini sağlayan, belirli bir sonuç üretmek için bir dizi veriyi işleyen adımlar dizisidir.

Geleneksel bir üretim modelinde, bir görevi tamamlamak için genellikle insan müdahalesi gerektiren çok sayıda adım gerekebilir. Örneğin, bir robotun bir parçayı üretmesi için bir BT uzmanının ilgili kodu oluşturması ve ardından bir tesis mühendisinin uygun eylemleri gerçekleştirmek için makineyi programlaması gerekebilir.

Buna karşılık, hiper otomasyonu benimseyen bir kuruluş, makineden makineye iletişim sağlamak için robotu herhangi bir sistem türüyle entegre edebilir. Sistemler arasındaki otomatikleştirilmiş akıllı iş akışları, bir denetleme platformu aracılığıyla görüntülenebilir ve yönetilebilir. Bu, makine verilerinin, atölyeden en üst kata kadar tüm endüstri ağı içindeki veri akışı otomasyonları için tetikleyici olmasını sağlar.

Hiper otomasyonun amacı, bir görevi tamamlama sürecindeki gereksiz adımları ortadan kaldırmak ve kalanları otomatik hale getirmektir. Bu, iş süreçlerini düzene sokar ve insan müdahalesi ihtiyacını azaltır. Veri iş akışlarını otomatikleştirmek, BT ekiplerinin iş yükünü azaltır ve genel iş verimliliğini artırır. Otomatik hale getirildikten sonra, iş akışları tek bir dijital platformda kolayca yönetilebilir.

Tüm bunlar hiper otomasyonun avantajları olmakla birlikte, kuruluşların bilgi eksikliği de dâhil olmak üzere bir hiper otomasyon stratejisi uygulamasını engelleyen birkaç engel var. İlk olarak, bazı iş liderleri hiper otomasyonun avantajlarının farkında değiller ve bu nedenle bunu gelecek planlarında önemli bir hedef olarak görmüyorlar. Hiper otomasyonu uygulamaya hevesli olanlar, nasıl veya nereden başlayacaklarını bilemeyebilirler.

Hiper otomasyonun önündeki engellerden biri de; üreticilerin karmaşıklık korkusundan dolayı hiper otomasyon zihniyetini benimsemeyi zor bulmalarıdır. İş verisi süreçlerinin yığınlarını otomatikleştirmek, endüstriyel iş liderleri için göz korkutucu bir görev gibi görünebilir, çok fazla zaman alır ve uygulamak için yetenekli bir BT ekibi gerektirir. Ancak, doğru araçlarla hiper otomasyon, iş operasyonlarını iyileştirmenin basit ama oldukça etkili bir yolu olabilir.

Hiper Otomasyon ile Otomasyon Arasındaki Farklar Nelerdir?

Otomasyon ile hiper otomasyon arasındaki farklardan en temeli, otomasyonun belirli süreçleri otomatikleştirmeye odaklanma eğiliminde olmasıdır. Örneğin tekrarlayan toplama ve yerleştirme uygulamaları için bir insan işçi yerine bir cobot’un(koloratif robot) iş yapması.

Hiper otomasyon ise tüm üretim sürecini bütünsel bir şekilde optimize etmeyi amaçlar. Örneğin, düşük kalite maliyetini azaltmak için tesis yöneticileri, kusurlu ürünleri üretim hattında tespit etmek için bir Otonom Yapay Görme sistemi uygulamaya karar verebilir. Bu, insan denetçilere güvenmek zorunda kalmadan kapsamlı kalite kontrolleri sağlamanın hızlı, kolay ve uygun maliyetli bir yoludur. Ancak bu, ilk etapta kusurların oluşmasını engelleyen sorunu kökten çözmez.

Bunu yapmak için üreticiler, üretim hattı boyunca birkaç kalite güvence istasyonu kullanabilir ve bu istasyon süreçlerine ait sonuçları analiz etmek için yapay zeka tabanlı bir çözümü entegre edebilir. Bu, temel neden analizi yapmalarına, kusurların nerede ve neden daha sık meydana geldiğini anlamalarına, sorunu uzak tutabilecek otomatik çözümlere yatırım yapmalarına olanak tanır. Örneğin, bir otomotiv üreticisi, havadaki fazla atık nedeniyle düzenli olarak boya kusurlarının meydana geldiğini belirledikten sonra, otomatik bir nemlendirme sistemi uygulamaya karar verebilir. Bu, yalnızca havadaki kirleticilerin seviyesi tolere edilebilir bir eşiğin üzerine çıktığında etkinleştirilecek akıllı sensörlerle birleştirilebilir.

Bu örnekte, bir zorluğun üstesinden gelmek için uçtan uca birkaç otomatik araç birlikte kullanılmıştır. Üreticiler, sipariş alımından nihai teslimata kadar üretimin her yönünün verimliliğini en üst düzeye çıkarmak için bu ekosistemlerden birkaçını oluşturabilir. En önemlisi, bu sistemler sorunsuz bir iş akışı elde etmek ve en iyi sonuçları garanti etmek için birbirleriyle iletişim kurabilmelidir.

Hiper Otomasyona İhtiyacım Var Mı?

Geleneksel otomasyon yöntemlerini kullananların aklındaki sorulardan en çok merak edilen soru da budur. Hiper otomasyon, ilerleyen zamanlarda en önemli teknoloji trendlerinden biri olacağı öngörülüyor. Ancak bu, üreticileri hiper otomasyonu satın alması gerektiği anlamına gelmiyor.

Uçtan uca otomasyonun önemli bir iş değeri sağlayıp sağlayamayacağını anlamak için yapılacak ilk şey, iş hedeflerini onlara ulaşmak için gereken otomasyon araçlarıyla net bir şekilde hizalayan bir yol haritası oluşturmaktır.

Gelir, maliyetler ve riskler olmak üzere üç temel hedefin dikkate alınmasını öneliyor. Bu parametrelere göre üreticiler, müşteri katılımını artırarak, çıktıyı artırarak ve tekrarlayan görevleri otomatikleştirerek hangi teknolojilerin geliri artırabileceğini düşünmek isteyebilir. Daha sonra, düşük kalitenin maliyetini azaltmak ve üretimi kolaylaştırmak için süreçleri yeniden tasarlamalılar. Son olarak, verimsiz süreçlerin uyumluluk risklerini göz önünde bulundurmaları gerekebilir. Örneğin, bir makineye parça beslemek yalnızca verimsiz değil, aynı zamanda riskli olabilir ve bu nedenle güvenlik düzenlemelerini ihlal edebilir.

Bu faktörlerin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi, üreticilere hiper otomasyonun işletmelerine gerçekten gerekli olup olmadığı fikrini verecektir.

Hiper Otomasyona Geçersem Eski Ekipmanım Ne Olacak?

Hiper otomasyona geçmek isteyen fakat geleneksel otomasyon yöntemlerini kullanan işletmelerin aklındaki bir diğer soruyu yanıtlayalım. Hiper otomasyon, mevcut en son otomasyon teknolojilerinin yanı sıra kusursuz bir şekilde iletişim kurma yeteneklerine dayanmaktadır. Sonuç olarak üreticiler, kritik uygulamalar için eski ekipman kullanan fabrikalar için geçerli bir iş yaklaşımı olmadığını düşünebilir.

Programlanabilir mantık denetleyicileri (PLC’ler) gibi fabrika otomasyonunun omurgasını oluşturan makineler, on yıllarca kullanılabilir. Hâlâ yeterli performans gösteriyorlarsa ve en son yönergelere uyuyorlarsa, bunları değiştirmek için hiçbir neden yoktur. Bununla birlikte, eski ekipman genellikle bir hiper otomasyon stratejisi uygulamak için gereken iletişim yeteneklerinden yoksundur.

Bu, fazladan bir planlama katmanı gerektirse de, eski makinelerin kullanılması, uçtan uca otomatikleştirmenin söz konusu olmadığı anlamına gelmez. Tesis yöneticileri hiper otomasyon için sağlam bir iş gerekçesi geliştirmeyi başarırsa, eski ekipmanı akıllı sensörlerle güçlendirmenin yolları vardır. Bu şekilde makineler, Endüstriyel Nesnelerin İnternetine (IIoT) bağlanabilir ve operasyonları kolaylaştırmak, maliyetleri azaltmak ve üretkenliği artırmak için kullanılabilecek değerli veriler gönderebilir. Eski ekipman konusunda uzmanlaşmış bir otomasyon parça tedarikçisi, üreticilere makinelerini güçlendirmeleri ve onları Endüstri 4.0‘a uygun hale getirmeleri için ihtiyaç duydukları donanımı kolaylıkla sağlayabilir.

Dikkate alınması gereken diğer bir konu da, IoT bağlantılı makinelerin aynı dili konuşup konuşmayacağıdır. Örneğin fabrikanın PLC’si saha cihazlarıyla uyumlu bir iletişim protokolüne ihtiyaç duyar. Üreticilerin PLC’leriyle aynı markadan bir protokole ihtiyaçları yoktur. Örneğin, ProfiBus Allen Bradley, ailesinden tüm PLC’lere bağlanabilir, ancak bazı protokoller diğerleriyle iyi çalışmaz. Bu, hiper otomasyonu uygulamak için üreticilerin tüm ekipmanlarının iletişim kurabildiğinden emin olmak için en iyi protokolleri araştırmaları gerektiği anlamına gelir.

Mümkün olduğunda, tescilli yazılım yerine Robot İşletim Sistemi (ROS) gibi açık kaynaklı bir mimariye dayalı sistemler geliştirmek, sürtünmeleri en aza indirmeye ve birlikte çalışabilirliği sağlamaya yardımcı olabilir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here